Demokrasi şehitleri

 

Gezi Direnişi’nde yaşamını yitirenler de demokrasi şehididir!

15 Temmuz Türkiye’yi Türkiye için birleştirdi.

Olması gerektiği gibi Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları, darbeye karşı net bir tavır sergileyerek yan yana gelirken, ülkeyi yönetenler de yan yana durabilme, belli ilkeler çerçevesinde birlikte mücadele etme gereğini hissetti ve uygulamaya geçirdi. Darbeye karşı demokrasi nöbetleri, demokrasi mitingleri geride kaldı ama birlik beraberlik ruhu tarihe geçti.

“Tüm bu olaylara şahit olduktan sonra artık hiçbirimiz 15 Temmuz öncesi gibi davranamayız…”

Bu cümle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait… Erdoğan devamında da 15 Temmuz’dan sonra hangi partiye oy vermiş olursa olsun, Türk milletinin tamamına karşı kayıtsız şartsız sorumluluğumuz vardır” dedi. Başbakan Binali Yıldırım’ın da benzer hatta daha yoğun mesajları oldu. Dolayısıyla ‘normalleşme’ beklentileri arttı.

Normalleşme derken?  ‘Öteki’ kelimesi son on yılın siyasi analizlerinin en çok kullanacağı kelime olsa gerek. Dini ve etnik kimlik siyaseti ile ayrıştırılan insanlar birbirlerinden uzaklaştırılırken, ortak değer bulmakta zorlanırlar. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için birlikte mücadele etmek sözle olmaz, bazı normalleşme adımları gerekir.

Eğer bu sözler samimi ise, meydanlarda yuhalatılan anneden de af dilenmeli… Gezi Direnişçilerinden de…

Eğer gerçekten birlik-beraberlikten sözediyorsak Gezi şehitleri de ‘demokrasi şehidi’ kabul edilmeli.

Türkiye’de bir kesiminin ‘Gezi Şehitleri’ olarak nitelediği Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Medeni Yıldırım, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, bu ülkenin evlatları ve demokrasi şehitleridir çünkü.

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Gezi Parkı eylemlerinin birinci yıl dönümüne ilişkin hazırladığı raporda, 43’ü ağır olmak üzere, 8 bin 163 kişinin yaralandığı belirtilmişti. Gözünü kaybedenler, sakat kalanlar…

Bir yandan af dilenirken, gerçekten özeleştiri yapılıyorsa, Gezi’de demokratik hakları için sokağa çıkan insanların sesine kapanan kulaklar açılmalı. Suçlular da cezasını bulmalı.

Oysa Gezi ‘darbe’ olarak nitelenerek milyonlarca insan görmezden gelinmeye devam ediliyor.

Bu bir samimiyet testi, bu bir ilkeli duruş meselesi…

Türkiye Cumhuriyeti’nin onursal direnişi olarak tarihe geçen ‘Gezi’nin mesajını okuyamazsanız, yola sağlıklı devam edemezsiniz.

 

(turkiyegundemi.com’da 16.08.2016’da yayınlanmıştır)