Yeni kapı ruhu

Yenikapı Ruhunda Erimek…

CHP, ana muhalefet olmanın gerektirdiği muhalif duruşa geçmek zorunda. CHP, iktidarın sorumluluğunu hatırlatmalı, hatırlatmakla kalmayıp, güçlü bir sesle hesap sormalı.

 

Bu hafta 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayacağız. Bir yurttaş olarak yıllardır bu bayramın ‘askeri’ kutlamaların ötesine geçemeyişine rahatsız olmuşumdur. Çünkü bir ülkenin zafer bayramı adı altında yapacağı kutlamaların görkemli kalabalıklarla meydanlarda olması gerektiğini düşünürüm. Demokrasinin göstergesi halkın verdiği fotoğraf değil midir zaten…

Bu yıl 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi sonrasında bayram kutlamalarında askeri görüntünün hiç olmayacağını anlıyoruz. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda askeri geçit töreni yapılmayacağını söyledi. Son yıllarda AKP’nin milli bayramlara yönelik tutumu zaten bütün kutlamaları zayıflatmıştı ama bu kez 30 Ağustos geleneğinin tamamıyla bittiğini anlıyoruz. Yani CHP’nin yürüyüşü de olmasa bayram hissi hiç olmayacak.

30 Ağustos Zafer Bayramı Salı günü, CHP Kızılay’dan Anıtkabir’e yürüyüş çağrısı yaptı. Büyük yürüyüş ile cumhuriyet ilkelerine sahip çıkan yurttaşlar buluşması yapılacak. Akşam mesai sonrası 18:30’da Güvenpark’tan başlayacak yürüyüş sırasında Anıtkabir’in Tandoğan girişinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu halka hitap da edecek.

CHP Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını, cumhuriyet değerleri için buluşturmak isterken darbe girişimi sonrasında daha da net ortaya çıkan bir gerçeğin altını doldurmak istiyor; “Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” zemininin önemini ortaya koyuyor.

Darbe girişimi sonrasında AKP genel merkezine Atatürk resminin asılması ve dış politikadaki değişiklikler dışında iktidar partisinin cumhuriyet ilkelerine yönelik tutumunda bir değişiklik olmadı. Kurucu idealler, fabrika ayarları söylemi yine CHP’nin üzerinde sadece.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar ‘aydınlanmacı’ yaklaşım ile 1927’de devleti, Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Laiklik ile dört ilkeye oturttu, 1931’de ise Devletçilik ve Devrimcilik eklendi ve ‘altı ok’ Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasına eklendi. İşte bu altı ok CHP’nin bayrağında… Dolayısıyla ülkenin rayına oturması beklentisi de ana muhalefet partisinin üzerinde.

Cumhuriyet Halk Partisi, PKK-FETÖ-IŞİD sarmalında canlar yiterken ve mücadele edilirken, ‘Yenikapı Ruhu’ söylemi içinde erimiş görünse, ülkeyi bu hale getiren iktidar partisine destek verir görünse de, ana muhalefet olmanın gerektirdiği muhalif duruşa geçmek zorunda.

Ülkede FETÖ temizliğini elbette onlarca yıldır ‘bu yollarda beraber yürüyenler’ yapabilir, yapıyor. Ama kendi içine dönüp bakamıyor, siyasetten FETÖ’nün temizlendiğini kimse söyleyemez. AKP kendini hançerleyebilir mi?

Ayrıca ‘aldatılmışız’ söyleminin de eyleminin de bir bedeli var ve bu bedeli halk öderken, halkın haklarını ana muhalefet partisi korumak zorunda. CHP, iktidarın sorumluluğunu hatırlatmalı, hatırlatmakla kalmayıp, güçlü bir sesle hesap sormalı.

Suikast girişiminin ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun duruşu ve verdiği mesajlar, CHP’nin bu tutumuyla birlikte halkta karşılığını bulacaktır.

15 sene öncesini yani AKP’siz Türkiye’yi bir düşünün. Sonra da şimdi yaşadıklarımızı…

Aslında FETÖ’nün çökerttiği devlet sistemini, partili devlet aşkıyla AKP çökertmedi mi?

Türkiye Cumhuriyeti devleti kurucu ayarlarına dönmek zorunda… Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları neyi kaybettiğini görmek zorunda… Aksi taktirde çok geç olacak.

Böylesi karanlık günleri yaşamaktan endişe duyarak düşüncelerimi-duygularımı yazdığım kitapta, ‘Bu coğrafyada ölümlü cümlelerin öznesi biziz, kazançlı cümlelerde özne olan ise başkaları…” derken, akıl tutulmasına karşı çıkmaya çalışmıştım. Sadece bir gazeteci olarak değil bir yurttaş olarak endişeliyim çünkü. Edilgenlikten çıkmak zorundayız.

O nedenle diyorum ki, hangi partiye oy verirseniz verin, hangi düşünceye sahip olursanız olun, ortak zeminimiz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığıdır.

Bir yurttaş olarak 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Anıtkabir’e yürüyeceğim.

(turkiyegundemi.com’da 28.08.2016’da yayınlanmıştır)