Gezi Direnişi 6 yaşında!

 

“Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe…”

Gezi’nin zihnimdeki özeti bu.  Yitirdiklerimizin hüznü hala üzerimizde. Ama bir yandan da gururluyuz. Bu ülkenin yurttaşları, haklı taleplerini demokratik tepkilerini gösterdiler günler boyu. Coplara, gazlara, TOMA’lara aldırmadan…

Ülkenin gidişatından rahatsız olanlar, Gezi Parkı’nı ve oradaki ağaçlara polisin orantısız gücünü görünce birleşti, tepki patladı ve bu ülkenin yurttaşlarını yan yana sokak eylemlerinde buluşturdu.

Onurlu bir direniş olan Gezi’nin altıncı yıldönümünde hafızaları biraz tazelemek, 6 yıl önce Halk Tv’de yaşadığım 31 Mayıs’ı sizlere özetlemek istedim.

Cuma günüydü. O hafta boyunca yayın hazırlığı yaparken işe hep Taksim Gezi Parkı’nda direnişe geçen yurttaşlarla ilgili gelen son haberleri derlemekle başladım. Ve Perşembe sabahı ağaçları korumak için nöbete başlayanların gece orada uyudukları çadırları yakıldığı için meraktaydım. Ve gördüm ki yine polis müdahalesi olmuştu.

Sabah 08.00’de başlayan yayınım boyunca, olay yerinde bulunan sanatçılar ve milletvekilleri ile telefon bağlantıları yaptım. Günün ilk ışıkları ile gelen DHA’nın sağladığı görüntüler feciydi; uyurken insanların üzerine biber gazı sıkılmış, nefessiz kalmışlardı. Ayrıca kaçmaya çalışanlar duvar çökünce altında kalmış, yaralananlar olmuştu.

Yayınım 10.00’da bitti ama tepkiler bitmedi, aksine sosyal medyada buluşma çağrıları ile İstanbullu Taksim’e gitmeye yöneldi. O sırada Halk Tv’nin Haber Müdürü idim. Gün boyu bir yandan haber bültenleri için haber hazırlamaya çalışıyor, bir yandan da ‘reji’de canlı bağlantılarla yayını sürdürüyorduk. Ankara’da 19 kişiydik, İstanbul’da 4… Gün içinde eylemin sürdüğünü görünce seferber olduk. Gezi Parkı’ndaki sıcak olay dışında program, haber gibi her türlü çalışmayı durdurduk, kameralarımızı parka çevirdik.

Gün boyu devam etti bizim yayınımız da. Üstelik akşamüzeri iş çıkışında İstanbul’un yanı sıra Ankara, İzmir gibi illerde de buluşma çağrıları dikkat çekmeye başladı. Ankara’da önce Kuğulu Park’ta buluşuldu. Saat 20.00’den sonra Kuğulu Park eyleminin ardından ‘Artık sokak eylemleri biter, eve gidebilirim’ diye düşünerek, televizyondan çıktım. Arkadaşlarım Mülkiye’de imiş, mesajlara bakınca gördüm, yanlarına gittim. Çünkü kendi kendime ‘eve git yemek hazırla olmasın, geç oldu, yemek yer öyle geçerim’ dedim.

Daha yemeğim bitmemişti ki, insanların Kuğulu Park’ta toplanmaya devam ettiği haberlerini gördüm. Yanılmıştım, şaşırdım. Ama Ankaralı öyle kolay sokağa çıkmazdı sonuçta… Ve haber geldi, Kuğulu Park’ta toplanan Ankaralı Kızılay’a doğru yürüyüşe geçmişti. Hemen kanala dönmek üzere ayaklandım. Mülkiye’nin yanında İnsan Hakları Anıtının etrafı her zaman polis ablukası altındaydı ama bu kez olağanüstü bir polis yoğunluğu vardı. Bana gelen haber onlara da gelmişti zira çevik kuvvet ekipleri robokop gibi tam tekmil giyinmiş, Tunalı’ya doğru harekete geçmişti.

İnsanlar eyleme devam ederken biz de canlı yayındaydık yine. Gece 24.00 sıralarında ekran önüne geçtim. Normalde 22.00’de uyumaya alışmış olan ben, Cuma akşamları arkadaşlarımla buluşup, biraz geç uyurdum. Yine de mümkün olduğu kadar erken yatmak isterdim. Ama o gece zerrece uykum yoktu, heyecandan adrenalin yüklenmiş yorgunluk dahi hissetmeden sabaha dek yayını sürdürdüm.

Farklı kurumlarda çalışıp da eylemi takip eden ve yayınımıza katılmayı kabul eden gazeteciler, barolardan yetkililer, TTB’den yöneticiler yayında gelişmeleri aktardılar, gece boyu… Ayrıca gün boyu olduğu gibi yine CHP’li milletvekilleri ile bağlantılar yaptık.

Sık sık Makbule Cengiz ve Cüneyt Akman’la bulundukları bölgelerdeki gelişmeleri almak üzere bağlantı yaptık. Bir ara Makbule Cengiz’e ‘Gerçekten mi, hakikaten böyle mi oldu’ diye sorarak şaşkınlığımı dile getirdiğimi de hatırlıyorum. O ilk gün ilk gece olup bitenler beni çok, hem de çok şaşırttı. Sonraları şaşırmadım, sanırım bu ülkenin insanına olan güvenim arttı.

1 Haziran 2013 gününün gazetelerindeki haberleri de izleyicilere aktardıktan sonra canlı yayınımızı tamamladık. Amacımız yeni günü daha dinamik aktarabilmek için biraz olsun dinlenebilmekti… Sabahı etmiştik ama iki saat sonra yeniden yayına geçebilmek için biraz toparlanmak gerekiyordu.

Yayını kapattığımızda Ankara’da ODTÜ’lü gençlerin Meclis’e yürüyüşe geçtiğini, İstanbul’da da Kadıköy’den Boğaz köprüsüne doğru yürüyüş başladığını öğrendim. Bu gelişmeleri hemen aktaramamak içimde ukde kaldı.

Zira yayın ekibi evine gitmiş, kanalda iki kişi kalmıştık. Ama Boğaz köprüsünde yürüyenlerin görüntüsü DHA’dan canlı geçildiğinde, gözlerime inanamadım. Şaşkınlığım kısa sürede yerini gözyaşlarına bıraktı. O anki duygularımı anlatamam, aynı zamanda heyecanım beni yeniden canlandırmıştı. Saatlerce daha yayın yapabilirdim.

Teşekkürler ülkemin güzel insanları… Günlerce itirazlarınızı dile getirdiğiniz, demokratik haklarınızı kullandığınız, medeni dünyanın bir parçası olduğumuzu dünyaya gösterdiğiniz ve demokrasiye olan inancınızı ilan ettiğiniz için binlerce teşekkürler… Ve Mehmet, Ethem, Ali İsmail, Abdocan, Atakan, Medeni, Berkin… ruhunuz şad olsun…

Semra Topçu

31 Mayıs 2019