Fotoğraflarla Anadolu’nun salgınlarla mücadelesi…

İSPANYON GRİBİ

Tarihteki en önemli salgın 1918’de “İspanyol Gribi (H3N8)”

Avrupa’da Balkan savaşları ardından 1. Dünya Savaşı yaşandı… Sağlıksız-vücut direncini yok eden ortamda yaşanan bu dönemde, savaştan dönen askerlerin yaydığı virüslerden kaynaklanan bir salgın ortaya çıktı.

Bugünkü gibi ulaşım olanakları olmadığı için aslında daha az ve yavaş yayılım olması beklenir ama bu salgında 1,8 milyar olan dünya nüfusundan, 50-100 milyon arası insan öldü.

ATATÜRK DE İSPANYOL GRİBİNE YAKALANMIŞTI

Mustafa Kemal Atatürk’ün de bu salgında hastalandığı belirtilir, Cemal Kutay’ın ”Sohbetler” isimli kitabında, Mustafa Kemal’in Samsun’a gitmeden önce İspanyol gribi geçirdiği bilgisine yer verilir. Buna göre hastalığı yaveri Cevat Abbas Gürer şöyle anlatmış: ”Samsun’a hareket hazırlığında idik. Atatürk bir müddettir rahatsızdı. Oldukça ciddi olan ve o zaman pek korkulan İspanyol nezlesini Beşiktaş’ta, Akaretler’deki evinde atlatmıştı.”

1920’LER HALK PERİŞANDI

Hani adına Milli Mücadele diyoruz ya o salgın hastalıklar, Kurtuluş Savaşı’nın kitaplara geçmeyen cephesi. Hastalık ve yoksulluk 1. Dünya Savaşı’ndan çıkmış Anadolu’nun her tarafında…Öyle ki zengin bir liman kenti olan İzmir bile kırılıyor hastalıktan… Cumhuriyet kurulduğunda, 13 milyon nüfus vardı. 2 milyonu sıtma, 1 milyonu ferengi… (bkz. Fevzi Çakmak- Semra Topçu sf:69)

TBMM KURULDUKTAN 10 GÜN SONRA SAĞLIK BAKANLIĞI KURULDU

Ülkesini iyi tanıyan Mustafa Kemal’in önem verdiği konuların başında sağlık da geliyor. Meclis’in kuruluşunun ardından ilk iş Sağlık Bakanlığının kuruluşu…

Ankara Vilayet Konağı’nda tek bir oda. Bir bakan, birisi sağlık memuru iki personel. 1920 yılında kurulan ilk Sağlık Bakanlığı bu kadarcık. Sıtma, Kolera, Veba, Trahoma, verem, çiçek, daha pek çok salgın hastalık en az 1920’li yıllarda Mustafa Kemal ve arkadaşlarının savaştıkları mütareke güçleri kadar sinsi. Sağlık Bakanlığı’nı kurmak Mustafa Kemal ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yaptığı ilk birkaç işten biri. Meclis açıldıktan 10 gün sonra kuruluyor Sağlık Bakanlığı. Başına getirilen isim donanımlı ama bir o kadar çaresiz Adnan Adıvar.

ADNAN ADIVAR İLK BAKAN

Çaresiz çünkü. Personel yok, ilaç yok, imkansızlık binbir çeşit. Adıvar’ın önceliği savaş yaralarını sarmak ve bir de bakanlık mevzuatını oluşturmak. Ama belli ki attığı tohumlar sağlam. Çünkü birkaç yıl içinde bakanlığa bağlı yatak sayısı 6 binin üzerine çıkıyor. Hekim sayısı ise 500’den fazla. Kuduz ve veremle savaş için merkezler açılmış. Verem sanatoryumu Burgaz Ada’da.

AŞI ÇALIŞMALARI VE ZEKAİ MUAMMER

Ve o savaş koşullarında İtalya’dan çiçek aşısı alıyor Ankara Hükümeti. Bir yandan da aşıhane ve bakteriyoloji bölümleri kuruluyor ki bu devasa sorunlara çözüm bulunabilsin. Yurtsever doktorlar gizlice Anadolu’ya geçip salgınla mücadeleye girişiyorlar. Onlardan biri; Zekai Muammer…Daha yeni evlenmiş. Tam da o günlerde Anadolu’dan bir haber alıyor Zekai Muammer, “Gel, Kuvvay-ı Milliye’ye katıl. 100 bin kişilik çiçek aşısına ihtiyacımız var” diyor Ankara ona…“Gidelim” diyor gencecik eşine Zekai Muammer. Fırtınalı bir gecede İstanbul’dan yola çıkıyorlar. Muammer’in yanında İstanbul Bakteriyolojihanesi’nden gizlice çıkarttığı kolera ve veba kültürleri, laboratuvardan aldığı çiçek aşısı ve birkaç deney hayvanı var. Zorlu bir deniz yolcuğundan sonra İnebolu’ya gelip Kuvvay-ı Milliye’ye katılıyor Zekai Muammer. Tam 4 yıl Kastamonu’da çiçek aşısı üretiyor.

SİVAS’TA KURULAN AŞI MERKEZİNDE İLK YIL 3,5 MİLYON DOZ AŞI ÜRETİLİYOR

Sadece o mu ? Sıvas’ta kurulan Sivas Aşı Merkezi’nde Mustafa Hilmi Bey, Dr. Tevfik Sağlam, Dr. Server Kamil ve Asım Beyler’in canla başla çalışmaları sonucunda 1920-1921 yılları arasında üretilen çiçek aşısı miktarı  3 milyondan fazla. Yetmiyor aynı yıl Anadolu’da üretilen çiçek aşısı Fransız, İngiliz ve Amerikalı’lara ihraç ediliyor. İşte bu bunun adı mucize…Yine savaş günlerinde frenginin ücretsiz tedavisi için kanun çıkartıyor Meclis.

1922’de yine bir sağlık neferi Kemal Muhtar’a “Anadolu’ya ne kadar çiçek aşısı hazırlayabileceği sorulunca. “’fazla dana verirseniz yılda 5 milyon kadar yaparım” der. Ve o yıl 3,5 milyon doz aşı üretiyor bir nişanla ödüllendiriliyor.

Mustafa Kemal Paşa 1 Mart 1923’te daha cumhuriyeti ilan etmeden önce Meclis’te yaptığı konuşmada, “Ülkenin sağlık durumu Allah’a şükür sevindirici” diyor ve uzun uzun anlatıyor Anadolu’daki  sağlık tablosunu. Diyor ki; “1921 yılı içinde, üç milyon kişilik çiçek aşısı yapabilen Sivas Kurumu geçen yıl içinde beş milyon kişilik çiçek aşısı, 537 Kg. kolera, 477 Kg. tifo aşıları üretmiş ve bunlar halka yeterli bir şekilde yapılmıştır. İstanbul kimyahanesinde üretilen devlet kinininin bin kiloya yakın mevcudu Ziraat Bankası eli ile bütün bölgelere dağıtılmak üzeredir. 250 kilo da parasız kinin dağıtılmıştır.” O yıl Bakanlığa bağlı hastahanelerde yirmi bini aşan hasta tedavi ediliyor ve bütün kurumların laboratuvarlarında 30 bin muayene yapılıyor…

Özetle…Mustafa Kemal ve arkadaşlarının daha cumhuriyet kurulmadan yürüttüğü savaş bu. Fazlası var eksiği yok. Bunlar sadece satırbaşları. Cumhuriyet Dönemi ise apayrı bir destan… Örneğin Eğitim ordusu yetişirken bir yandan da sağlıkçı yetiştiriyor, bu ülke; hijyen-önleyici sağlık hizmeti anlamına gelen Hıfzıssıhha 1928’de kuruluyor.

Metin ve Araştırma; Gazeteci Banu Mertyürek Güler