Koronavirüsle mücadelede Bilim Kurulu neden kararlarını açıklamıyor? Üyeler baskı altında mı?

Corona virüs tehdidinin tüm dünyayı etkilemeye başlamasıyla birlikte Dünya Sağlık Örgütü’nün kararıyla ülkelerde bilim kurulları oluşturuldu. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı tarafından 10 Ocak’ta Bilim Kurulu kuruldu. Şeffaflık eleştirileri yapılırken, Bilim Kurulu kararlarının açıklanmayışı da tartışılıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın oluşturduğu “Bilim Kurulu” kararlarının neler olduğu açıklanmıyor. O nedenle Kurul kararlarından ne kadarına uyulup uyulmadığı ya da alınan kararların Kurul kararlarına uygun olup olmadığı bilinmiyor. Ama bir yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilim Kurulu ne diyorsa o” gibi konuşmalar yapabiliyor.

Bilim Kurulu’nun hangi kriterlere göre oluşturulduğu belirsiz. Kurul başkanı, bakanın bizzat kendisi. Dolayısıyla Kurul adına konuşma yetkisi, hakkı sadece onda. Gerçi Bilim Kurulu üyeleri televizyonlara çıkıp konuşuyorlar ama her biri sadece kendi görüşlerini dile getiriyor. Aslında bu da bir kakafoni ortaya çıkarıyor. Çünkü Bilim Kurulu üyeleri farklı, birbiriyle çelişen açıklamalar yapıyorlar.

Bilim Kurulu’ndan tıbbın farklı alanlarından uzmanlar olması gerekli. Oysa bakan dışında 26 üyeli Kurul’da beş bürokrat bulunuyor. 14 üye enfeksiyon hastalıkları uzmanı. Göğüs hastalıkları uzmanı 5, Halk sağlığı (Toplum sağlığı) uzmanı sayısı ise sadece bir! Oysa salgın, doğrudan toplum sağlığı ile ilgili bir konu. Oradan daha fazla uzman olması gerekirdi. Evet, Corona bir enfeksiyon hastalığı aynı zamanda. Ama bu durum 26 üyeden 14’ünün enfeksiyon hastalıkları uzmanı olmasını gerektirir miydi?

Kurul üyelerinin 14’ü Ankara, 1’i Adana, 2’si Kayseri, 1’i Trabzon ve 2’si de İstanbul’dan seçilmiş.  Ankara’dan bilim insanlarının olmasının toplanmayı kolaylaştıracağı düşünülmüş olsa sadece Ankara ve yakın illerden üyeler seçilirdi o da değil. Çünkü Kayseri ve Trabzon’dan bile uzmanlar var kurulda. Ama nedense İstanbul gibi üniversite ve Tıp Fakültesi ağırlıklı metropolden sadece iki hekim kurula uygun görülmüş. Üstelik İstanbul’dan seçilen uzmanların biri de İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden. Yani Bakan Fahrettin Koca’nın üniversitesi’nden.

Bilim Kurulu’nda Türk Tabipler Birliği, Eczacılar Birliği ve Sağlık Emekçileri Sendikası’ndan tek isim bile yok. Zaten Bakanlık, korona ile mücadele konusunda hekim ve sağlık çalışanlarının örgütlenmelerini yok sayıyor. Onların desteğine, deneyimine başvurmuyor. Peki kimler var? Bazılarını ekranlardan tanıdığımız ama bazılarını hiç bilmediğimiz isimler var, işte isim isim Bilim Kurulu’nda görev yapan doktorlar ve görevleri:

Prof. Dr. Ateş Kara (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi- Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları)

Prof. Dr. Levent Akın (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi- Epidemiyoloji/Halk Sağlığı)

Prof. Dr. Ayşegül Füsun Eyüboğlu (Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi- Göğüs Hastalıkları)

Prof. Dr. Recep Öztürk (İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof. Dr. Firdevs Aktaş (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji-Emekli)

Prof. Dr. Serhat Ünal (Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof. Dr. Alpay Azap (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof.Dr.Tevfik Özlü (Karadeniz Teknik Üniversitesi Göğüs Hastalıkları uzmanı)

Prof. Dr. Yeşim Taşova (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof. Dr. Hasan Tezer (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi- Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları)

Doç. Dr. Şebnem Erdinç (Sağlık Bilimleri Üniversitesi- Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof. Dr. Aydın Yılmaz (Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi- Göğüs Hastalıkları)

Prof. Dr. Rahmet Güner (Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Şehir Hastanesi- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof. Dr. Canan Ağalar (Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof. Dr. Müşerref Şule Akçay (Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi-Göğüs Hastalıkları)

Prof. Dr. Akın Kaya (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi- Göğüs Hastalıkları)

Prof. Dr. İlhami Çelik (Kayseri Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi-Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof. Dr. Levent Yamanel (Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi- Yoğun Bakım ve İç Hastalıkları)

Prof. Dr. Zeliha Tufan Koçak (YÖK Yürütme Kurulu Üyesi- Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz (İstanbul Tıp Fakültesi-Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Prof. Dr. Mehmet Doğanay (Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi-Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji)

Doç. Dr. Gülay Korukluoğlu (Ulusal Viroloji Laboratuvarı Sorumlusu)

Doktor Ayla Aydın (Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Dairesi Başkanı)

Ali Göktepe (Sağlık Bakanlığı Sağlık Tehditleri Erken Uyarı ve Cevap Dairesi Başkanı)

Prof. Dr. Selçuk Kılıç (Biyolojik Ürünler Dairesi Başkanı)

Cemil Güneş (Hukuk Müşaviri)

Bütün bunlar Bilim Kurulu’nun gelişigüzel, kriterler ve çalışma yöntemine ilişkin ayrıntılar belirlenmeden oluşturulduğunu gösteriyor. Bu haliyle günahların üzerine atılabilecek bir kuruldan öteye gidemiyor. Bir de oradaki uzmanlara, kamuoyu ve medya nezdinde itibar sağlıyor. Gerçek anlamda bir Bilim Kurulu yok karşımızda. Danışma Kurulu bile olsa daha etkin olurdu… Korona virüsle etkin mücadele için Bilim Kurulu’nun şeffaf olması gerekmez miydi?

Bilim Kurulunu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümü hocası Profesör Dr. Gaye Usluer değerlendirdi. Usluer, tartışılacak olan Bilim Kurulu üyeleri değil, kararlarının kamuoyuna açıklanmıyor olması dedi. “Paydaşları çoğaltmak gerek” ifadesini kullanarak siyasi partiler ve meslek örgütlerinin dışlandığına dikkat çeken Gaye Usluer koronavirüsle etkin mücadele için siyasi ve ekonomik kaygıların önüne sağlığı koymak ve ona göre davranmak gerektiğini vurguladı. Peki, topluma doğruları anlatmakla mükellef Bilim Kurulu’nun üyeleri baskı altında mı?