Sağlık turizmi Haber Analiz’de…. Salgın döneminde sağlık turizmi beklentisi ve riskleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hafta sonunda açılışını yaptığı iki hastanenin öyküsünün başı ve sonu birbirinden farklı. 45 gün önce yapımına başlarken “Salgın hastanesi olacak” denmişti, bittiğinde ise sağlık turizmi için kullanılacak “acil durum hastanesi”.

Gerçi böyle olacağı belliydi. Salgın felaketi öyle hızlı yayılıyordu ki, Çin ve İngiltere 10’ar günde hastane kurdular. Ama burada “45 günde iki hastane yapacağız” denildi. Sanki o kadar acale etmeye gerek duyulmuyordu.

Hastanelerin yapılacağı yer açıklandığında kuşkular daha da arttı. Biri Sancaktepe’de, diğeri Atatürk Havalimanında yapılacaktı. “Amaç Atatürk Havalimanını tamamen yok etmek mi” diye itirazlar yükseldi. Korkulduğu gibi de oldu. Yapımı milyonlarca liraya mal olan pist kırıldı, yok edildi. Hastane o pistin üzerinde yükselmeye başladı.

Hastaneyi inşa edecek olan da iktidarın gözde inşaat şirketi, Rönesans Holding’di. İhale yapılmadan davet usulüyle verilmişti bu iş…

Günler geçti, pandemi ile mücadele sürecinde korkulduğu kadar olmadı; hastaneler ve yoğun bakım servisleri gelen dalgayı rahatlıkla göğüsledi. İkinci aşamaya geçildiği açıklanıp önlemlerin gevşetileceği duyurulurken iki yeni hastaneyle ilgili de yeni açıklama yapıldı.  Önce Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve ardından da AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hastanelerin sağlık turizmi için kullanılacağını söylediler! Zaten koronayla mücadele başarılı oldu deyip bir yandan da salgın hastanesi yapmaya devam etmenin açıklaması olamazdı!     O andan itibaren sağlık turizminin Türkiye’ye neler kazandıracağı üzerine açıklamalar, haberler birbirini izledi.

Ama sağlık turizmine odaklanan sadece Türkiye değildi. Mart ayında dünya turizmi için bir hedef ortaya kondu. Alel acele iki hastane yapma kararı da bu toplantının ardından verildi.

2 Mart’ta, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) bünyesinde sağlık turizm alanında bir forum düzenlendi.  Sağlık turizmi pazarının 2021’e kadar 125 milyar dolara ulaşacağı konuşuldu forumda. 2019’da kişi başına sağlık turizm harcaması 6 bin 500 dolardı. Oysa Türkiye’ye gelen bir turist ise ortalama 642 dolar harcıyor, sağlık turizmi için gelen ise 2 bin dolar harcıyor. Türkiye bu anlamda sudan ucuz…

Durumu daha iyi anlayabilmek için bir fotoğraf çekelim; Türkiye’nin sağlık turizmi fotoğrafı şöyle:

Bakanlığa göre sağlık turizmi deyince şunları anlamamız gerekiyor:

1.Tıp Turizmi (Hastanelerde tedavi ve ameliyat vb. işlemler)
2.Termal Turizm (Termal Tesislerde rehabilitasyon ve dinlenme vb. hizmetler)
3.Yaşlı ve Engelli Turizmi (Geriatrik tedavi merkezi veya yaylalar da sosyal aktivitelerle birlikte uzun süreli konaklamalar)

Sağlık Bakanlığı’na göre 2019’un ilk 10 aylık döneminde Türkiye’ye yaklaşık 650 bin hasta gelmişti, sağlık turizminin 2020 yılı hedefi ise 1 milyon hastaydı. 2023 yılı hedefi 1,5 milyon hasta ve 10 milyar dolar sağlık turizmi geliri… 12 aya yayılması nedeniyle turizm ekonomisinin lokomotifi olma ihtimalinden söz edilen sağlık turizmi; saç ekimi ve estetik operasyonlar demek değil sadece. Termal, spa, gediatri, engelli, obezite cerrahisi gibi birçok hizmet alanı bulunuyor. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) açıkladığı 2019 yılı verilerine göre Türkiye, dünyada ABD, Almanya, Tayland ve Hindistan’ın ardından “hasta” ağırlayan 5. ülke.  Türkiye’ye en çok Azerbaycan, Almanya, İngiltere, Gürcistan ve İran’dan hasta geliyor. Bu ülkeleri İspanya, Hollanda, Bulgaristan, Fransa, Rusya, ABD, İtalya, Yunanistan ve İsveç takip ediyor. Türkiye’yi kadınlar bölgesel yağ alma operasyonları diye tabir edilen liposuction, burun estetiği gibi farklı estetik ameliyatları için, erkeklerde ise saç ekimi için tercih ediyor.

Bellki ki ciddi kayıp yaşayan ekonomiyi kurtarmak için, turizm gelirlerini artırmak için sağlık turizminin hedefleri artırıldı. Peki ama bu mümkün mü? Tüm dünyada seyahat sınırlamaları varken kim başka bir ülkede medikal tatili için ülkesinden ayrılmak ister?

29 Mayıs’ta Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ (USHAŞ) ile 81 ilin valiliklerine “Kovid-19 Pandemisi Süresince Uluslararası Sağlık Turizmi Kapsamında ülkemize Gelecek Hasta ve Hasta Yakınları Hakkındaki Tedbirler”i içeren yeni bir yazı gönderdi. Sağlık Bakanlığı’nın yazısında şöyle denildi: Tıpta uzmanlık tüm ana dal ve yan dal branşları ile üremeye yardımcı tedavi uygulamaları, organ nakli, kemik iliği nakli, kök hücre nakli, robotik cerrahi, bariatrik cerrahi ve girişimsel radyoloji alanlarında hasta kabul edilecek. Hasta ve refakatçileri kara yolu ve hava yolu noktalarından Türkiye’ye girebilecek. Hava yoluyla girişler İstanbul Havalimanı, İstanbul Atatürk Havalimanı, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı, Ankara Esenboğa Havalimanı, Antalya Hava Limanı’ndan yapılabilecek. Kara yoluyla giriş için ise Kapıkule Hudut Kapısı, Sarp Hudut Kapısı ile Habur Hudut Kapısı, uluslararası hastalara açık olacak.

Bakanın, pandemi hastanesi diye yapımına başlanan Atatürk Havalimanı yerleşkesindeki hastanenin sağlık turizminde kullanılacağı yönündeki açıklaması hatırlandığında, taşlar da yerine oturuyor. İstanbul Atatürk Havalimanı, kullanılacak havayolu girişleri arasında. Yani uçak inecek, turist hastaneye girecek. Plan bu.

Türkiye’yi yönetenler belli ki sağlık turizmine büyük umut bağlamış durumda. Oysa, geçen yılın turizm verilerine göre, Türkiye’yi en çok Ruslar ardından da Almanlar ziyaret etti, geçen hafta Rusya başbakanı vatandaşlarına yurtdışına gitmeyin tavsiyesinde bulunurken, Almanya ise seyahat edilebilir ülkeler listesi yayınladı ama aralarında Türkiye yoktu. Yani Dünya Turizm Örgütü’nün sağlık turizmi hedefinin iştah açan boyutuna görü kendini konumlayan Türkiye için pek parlak olmayan haberler bunlar.

Ayrıca 2019’da dünya genelinde 1.5 milyar insan seyahat etmişti, 2020’de dünya genelinde turist sayısının 850 milyona ineceği öngörülüyor. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) Genel Sekreteri Zurab Pololikashvili, bu yıl uluslararası düzeyde turist sayısının yüzde 70 düşebileceğini ve bunun istatistiklerin tutulmaya başlandığı 1950’lerden bu yana yaşanan en büyük gerileme olacağını ifade etmişti.

Sağlık turizminde kendisini, saç ekimi, diş tedavisi, termal tesisler gibi alanlarda konumlandıran Türkiye, 2023 hedefi olarak da 1,5 milyon sağlık turisti, 10 milyar dolar gelir belirlemişti. Türkiye’nin geçen yıl turizm geliri 34 milyar 520 milyon dolardı.

Şimdi yanıt bekleyen soruları sıralayalım; 

Yapımına salgın hastanesi olarak başlanan ancak sonra Acil Durum Hastanesi diye duyrulan bu hastanelerde sağlık turizmi kapsamında koronalı hasta tedavi edilecek mi? 

Korona etkisindeki 2020’de Türkiye’de çok ucuza gerçekleştirilen organ nakli, saç ekimi, yağ aldırma gibi tıbbi operasyonların getirisi, ülkeye bir faydası olacak mı?

Sağlık turizmi denilerek sağlığın alınıp satılan bir meta gibi gündeme gelmesinin sakıncaları olmayacak mı, bu etik problem yaratmıyor mu?

Sağlık turizmi hastaneleri olarak gündeme getirilen hastaneleri kim-hangi şirketler nasıl işletecek?

Sağlık turizmi için hangi tur şirketleri yetkilendirilecek yoksa yine yandaş kayırma için yeni alan mı açılmış olacak?

Analizi izlemek için tıklayınız: