“Rusya Ukrayna savaşından Türkiye’de zarar görür!”

 

“Rusya Ukrayna savaşından Türkiye’de zarar görür!”

Ukrayna’nın doğusunda yaşanan gerilime dair diplomasi trafiği dikkat çekerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonla görüşmesinin ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i Huber köşkünde ağırladı.

Liderlerin tehlikeli ve kışkırtıcı eylemlerin yeniden başlamasıyla ilgili endişeleri dile getirmesi tansiyonu düşürür mü bilinmez ama Savunma Uzmanı Arda Mevlütoğlu, Rusya Ukrayna arasında savaş çıkarsa zarar görecek ülkelerden birinin Türkiye olduğunu belirtti.

Gazeteci Semra Topçu’nun Youtube kanalında Karadeniz’de yaşanan harareti değerlendiren Mevlütoğlu, Türkiye ile ABD ilişkilerinin olumsuz bir seyirde devam edeceğine dikkat çekti ve şöyle dedi:

“S-400 dayatmasının da eklendiği sürecin sonunda Türk Amerikan ilişkilerinde kısa vadede olumlu bir gelişme olmayacağı gibi, olumsuza doğru biraz daha gitmesi olasılık çemberindedir, bu birincisi. İkincisi Rusya Ukrayna geriliminin çatışmaya dönmesi durumunda Türkiye’nin manevra alanı giderek daralabilir, bu savaştan zararlı çıkacak ülkelerden bir tanesi Türkiye olabilir. Türkiye Ukrayna ile iyi ilişkiler içinde ama ABD Ukrayna’nın özgür davranmasına imkân vermeyecektir.”

“Türkiye’yi zorlu bir sınav bekliyor”

Türkiye’de emekli amirallerin bildirisi üzerinden Montrö tartışılırken, Rusya-Ukrayna arasında yaşanan gerilim tırmandı ve ABD’nin Karadeniz’e savaş gemisi gönderiyor olması da tansiyonu artırdı. Üstelik, Türkiye ABD ilişkileri hiç olmadığı kadar kötü bir dönem geçirirken ABD’nin Türkiye’ye CAATSA yaptırımları yürürlüğe girdi. S-400’ün ön şart olarak ileri sürülmüş olması ve Halk Bank davası gibi unsurlar da devreye girince Türkiye’nin Rusya ve ABD arasında sıkışması söz konusu. Arda Mevlütoğlu, böylesi bir süreçte Türkiye’nin iki zor sınavı olduğunu şöyle anlattı:

“Türkiye geniş bir coğrafyada varlık sürdürüyor. Bu askeri hareketliliğin devamı finansal kaynaklar gerektiriyor. Ekonomiyle doğrudan ilgili. Bu Türkiye’nin önündeki en ciddi sınav. Yaptırımlar ve ambargolar bir çeşit sınav önümüze koyuyor, ekonomik durum da bir başka çeşit sınav önümüze getiriyor.”

“Savunma Sanayinde tedarik sıkıntısı yaşanabilir”

ABD ve AB ile ilişkilerin olumsuz seyrinin savunma sektörünü yakından ilgilendirdiğini belirten Mevlütoğlu, tedarik sıkıntısı yaşanabileceğini söyledi ve şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin savunma sanayine baktığımızda platformlara odaklanmış bir yaklaşım var. Platform derken, tank bir platformdur, uçak platformdur. Savaş gemisi platformdur. Türkiye öncelikle platform seviyesinde bir ürün odaklı yaklaşım sergiledi. Tabi bu platformları birleştiren çok fazla irili ufaklı sistemler var. Yavaş yavaş da bunların yerlileştirilmesine yönelik adımlar atıldı, atılmaya devam ediyor. Bu zaman isteyen bir süreç. Bir de burada şöyle bir faktör var; Türkiye’nin bu projelerini başlatırken, yürütürken ana partneri hep Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkeleri oldu. Yani bu ülkelerden motor aldı, elektronik parçalar temin etti, bu ülkelerdeki uzmanlardan danışmalık hizmetleri aldı. Savunma sektörünün geliştirilmesinde ana partner ekseriyetle ABD ve AB ülkeleri oldu. Ama yaklaşık beş yıldır bu ülkelerle ilişkilerimiz kötü. Hatta CAATSA’nın gösterdiği gibi ABD ile ilişkilerimiz hiç olmadığı kadar kötü. Barış Pınarı Harekâtından sonra pek çok AB üyesi ülke ambargo uygulamaya başladı. Bu ambargoların tedarik zincirlerini olumsuz etkilemesi söz konusu. Dolayısıyla savunma sanayi son 20 yılda başlattığı projeleri yürütmek için sıkıntılar yaşamaya başladı. Türkiye savunma sanayi özelinde ambargolarla yaşamaya alışkın bir ülke, alternatif kaynaklar oluşturabilmek için ciddi çalışmalar yapılıyor ama alternatif kaynak bulunması ve kullanılması kolay bir şey değil. Bunlar sektörün şu ana kadar ki birikimlerini koruması için çok ciddi sorunlar.  ABD ve AB ile sıkıntılar devam ederse savunma sektörümüzü çok ciddi sınav bekliyor.”

Mevlütoğlu, savunma ithalatının düştüğünü ama örneğin kara araçları üretmek için motor ve aktarma organlarının ithal edildiğini dolayısıyla milli motor ve aktarma organı üretme projelerinin de geliştirilmesi gerektiğini söyledi.