SEDAT PEKER’İN İDDİALARI; FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER, İRTİCA VE SİYASAL İSLAMIN İKTİDARI

28 Şubat Davası’nda yargılanan ve beraat eden Emekli Albay Alican Türk son günlerde Türkiye’nin gündemindeki Sedat Peker’in iddialarına ilişkin değerlendirme yaptı.

“En zayıf halkalardan biri olan Ağar üzerine gidebilirler ama ne kadar başarılı olunur emin değilim. Çünkü herkesin kendi elinde kozları olduğunu düşünüyorum.”

Emekli Albay Alican Türk, Gazeteci Semra Topçu’nun Youtube kanalında Sedat Peker’in iddialarını değerlendirdi.

Sedat Peker’in iddiaları hakkında savcılar harekete geçsin çağrıları sürerken, iktidara yönelik sessizlik eleştirileri yapılıyor. Ancak olay hemen her gün yeni iddialar ve yeni isimler eklenerek Susurluk Kazası ve ardından yaşananları hatırlatmaya devam ediyor.

Doğu ve Güneydoğu’da Faili Meçhul Cinayetler ve Gerçekler kitabını yazdıktan ve yayınladıktan hemen sonra Batı Çalışma Grubu ile hiç ilgisi yokken 28 Şubat Davası ile ilişkilendirilen Emekli Albay Alican Türk, Sedat Peker’in gündeme getirdiği faili meçhul cinayetler ve Susurluk Kazası ile ortaya çıkan öldürülen iş insanları ve devlet yetkilileri ile mafyadan insanların ilişkiler ağını analiz etti. “Herkesin elinde birbirine karşı kullanabileceği kozlar var , o nedenle ne kadar üzerine gidilebilir, emin değilim” ifadesini kullanan Türk, en zayıf halka olarak Ağar’ı işaret etti ve şöyle dedi:

“Sedat Peker’in iddiaları bakanlar istifasına gider mi emin değilim, çünkü insanların birbirleri hakkında bilgileri var.  Her tarafı durduracağına, bir nevi firen işlevi görebileceğini düşünüyorum, kimse kimseye bir şey diyemeyecek çünkü sen bunu yaptın, sen de bunu yaptın diyecekler. Böylece bazı şeyler eğer bir patlarsa Türkiye’de yer yerinden oynar diye düşünüyorum. Hiçbir tarafın buna cesaret edemeyeceğini değerlendiriyorum. Sedat Peker’in açıklamaları bu anlamda aslında bazı irinlerin dökülmesi konusunda önemli bir çıkış diye değerlendiriyorum. En zayıf halkalardan biri olan Ağar üzerine gidebilirler ama ne kadar başarılı olunur emin değilim. İlişkiler çok çetrefilli çok karmaşık birbiri içine girmiş vaziyette, umarım biri yumağın ucundan çekip açabilir.”

Türk, Sedat Peker’in sözlerinin ardından Susurluk Kazası sonrasındaki aktörlerin yeniden gündeme gelmesini şöyle yorumladı:

‘’Susurluk Kazası ile devlet siyaset mafya hepsi bir araya gelmiş görüntüsü ortaya çıktı ve skandal idi. Ancak altını çizerek söylüyorum, Güneydoğu’da yaşanan ile bağlantılı idi. Aynı zamanda 28 Şubat’la da bağlantılı. İşbaşında olan Refah Yol iktidarı, Erbakan ve Çiller iktidarda. Şimdi dikkat; (o dönemde çok üzerinde durulmadı, keşke daha çok üzerine gidilebilseydi diyorum) Susurluk’taki o ilişkiler Çiller ve eşi üzerinden, ayrı bir örgütlenme yapıldığı, Güneydoğu’da uyuşturucu para trafiğini kontrol eden kişilere yönelik Özer Çiller tarafından oluşturulmuş bir güçten söz ediliyordu. Bunun üzerine gidilecekti. Yani Susurluk’un onunla ilgisi olduğu söyleniyordu. Ama merhum Erbakan’a bunu sorduklarında Erbakan buna ‘Fasa fiso’ dedi ve bütün şimşekler Çiller ailesine yönelikken Erbakan’ın bu sözü ile bütün şimşekler ona çevrildi. Bir nevi Erbakan paratoner görevi gördü. Erbakan’a zaten bazı kızgınlıklar vardı. Bu katlanarak devam etti. Bir komisyon oluşturuldu, çalışmalarını yürüttü, aradan birkaç ay sonra yurttaş girişimi temiz toplum istekleri arttı. Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemleri yapıldı, ışıklar yandı söndü. Ankara’da görevdeydim, askeri lojmanlarda ışıklar yoğun bir şekilde yanıp söndü. Ama ne oldu Erbakan çocukça dedi, Adalet Bakanı Şevket Kazan ‘mum söndü oynuyorlar’ deyince yine şimşekler yine Refah Partisine Erbakan yönetimine yöneldi.”

Uğur Mumcu ve faili meçhul aydınlar cinayetleri

“Sedat Peker’in verdiği bilgilerden bazılarının çok doğru olmadığını düşünüyorum” diyen Türk, Uğur Mumcu’nun katilleri ve Ağar hakkında şöyle dedi:

“Uğur Mumcu cinayeti Ağar ve ekibi yaptı diye söyledi, hayır. Bakın Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok ve daha sonra Ahmet Taner Kışlalı, hatta Gaffar Okkan; bu suikastlar bir komşu devletimizde, oranın istihbaratıyla bağlantılı olan, oralarda yetiştirilen siyasal İslamcı, radikal İslamcı gruplar tarafından işlenmişlerdi. Emniyet birimlerinde Kudüs kuvvetleri diye bilenen bu gruplar tarafından gerçekleştirilen cinayetlerdir.”