Mine Söğüt: “İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışılmamalı bile…”

“Kılıçdaroğlu’nun adaylığı güçlenmeli. Şu anda ülkeyi kurtarma seçimine gidiyoruz, liderimizi sonraki seçimde seçeceğiz”

İktidarın İstanbul büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak getirme girişimini değerlendiren Gazeteci-Yazar Mine Söğüt aslında kazanılmış belediyelerin başkanlarının yerinde kalması gerektiğini söyledi.

Düz mantık bakılmasına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Söğüt, “İstanbul Belediye Başkanı neden bu önemli mevkiyi bıraksın? Kazanılmış çok önemli bir siyasi zafer. Orada oluşacak boşluk neden göze alınsın?” diye sordu.

“Kılıçdaroğlu’nun liderlik vasıflarını tartışacak bir noktada değiliz, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı güçlenmeli” ifadesini kullanan Mine Söğüt, KRT’de yayınlanan Semra Topçu ile Haftanın Panoraması programında özetle şunları söyledi:

İmamoğlu’na siyasi yasak şaşırtıcı değil

“Genel problemimiz, neyin neden yapıldığını anlamlandıramamak. Hukuki denge, akılcı süreç yok artık. Büyük bir kafa karışıklığı içinde niyet okumak zorunda kalıyoruz. Hiçbir süreç kendi etiği içinde gerçekleşmiyor. Siyasallaşmış bir yargı var. En büyük sorunumuz bu. Bu karışıklık neye yarıyor? O kadar kritik bir dönemdeyiz ki… Seçim öncesi kritik bir dönemdeyiz. Kader belirleyecek son seçim bu. Yakın zamandaki bütün seçimlerden daha kritik bir seçim bu. Burada kafamızın karışmaması gerek. Muhalefetin sağlam durması gerekirken bütün hedefler birbirine girdi. Bu bana ürkütücü geliyor.

Bir siyasi yasak olasılığı, önemli bir siyasetçinin hukuki olarak sorunlu bir şekilde cezalandırılması, yargının gerektiği gibi işlememesi ilk kez karşılaştığımız bir durum değil, uzun süredir böyle. Buna hazırlıklı olmamız gerekirken niye şaşırdığımızı anlamıyorum.  Göre göre geldi, emsalleri var. İlk kez olmuyor ki…

Yargı muhalefete karşı her yerden vurabiliyor. Hukuki olmak zorunda değil. Bütün bunlara hazırlıklı olmak gerekirken, daha soğukkanlı bir muhalefet, daha ne dediğini bilen hazırlıklı bir ortak muhalefet olmasını isterdim. Çünkü iktidarın yapacaklarının sınırlarını bilecek kadar korkunç tecrübeler yaşadık bence. Şaşırmamız çok anlamsız geliyor.

6’lı Masa farklılıklarını ertelemeli

Bambaşka partilerin birlikteliği, tüm farklılıklarını ertelemelerini gerektiriyor. Tartışmalarına vedalaşmaları gerekiyor, dedikodulara, bölünmelere, adayımız şu mu olmalı o mu olmalı konuşmalarını geride bırakmaları, Türkiye’nin neye ihtiyacı var çok net bir şekilde ortaya koymaları gerekiyor çünkü bu akılları yıpratan, enerjiyi düşüren bir tartışma. Bütün gerilimlerin ve farklılıkların çok net bir şekilde ertelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu bir güven verecektir, hem 6’lı masaya hem de 6’lı masadan bir beklentisi olan seçmene.

Seçmene de bunun neden gerekli olduğunu anlatmaları gerekiyor. Zaten aynı sözü söylemesinler. Çok sesli çok partili düzene yeniden geçmek için uğraşacağız. Biz sanki her şey normalmiş gibi tartışma yapıyoruz, olağanüstü durumun ne anlama geldiğini; demokrasi ya da laiklik istemenin ne elzem bir durum olduğunu hatırlatmamız gerekiyor birbirimize.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı güçlenmeli

Mantıken herhangi bir kazanılmış belediye başkanlığının bu adaylığa kurban verilmemesi gerekiyor ne olursa olsun. Düz mantıkla gitmemiz, teknik bakmamız gerekiyor.  O yüzden İmamoğlu’nun adaylığının tartışılır bir yanının bile olmaması gerekiyor. İstanbul Belediye Başkanı neden bu önemli mevkiyi bıraksın? Kazanılmış çok önemli bir siyasi zafer. Orada oluşacak boşluk neden göze alınsın? Benim aklım buradan bakıyor meseleye. Onun adaylığının tartışılması garip. Hesapları neye göre yapıyoruz?

Kılıçdaroğlu’nun liderlik vasıflarını tartışacak bir noktada değiliz. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı güçlenmeli. Genel seçime değil rejim kurtarma, cumhuriyeti kurtarma seçimine gidiyoruz, ülkeyi ayağa kaldıracak, “karşı devrim”in yarattığı tahribatı onarmak üzere bir seçimine gidiyoruz. Bunlar muhalefetin vaadi. Şu anda bir partiye ve bir lidere oy vermediğimiz anlaşılmalı, sonra yapılacak seçimde liderimizi seçeceğiz. Bunu anlasak iyi olacak benci.

Laikliğe değil tarikatlara mesafe

İnatla laiklik demek istiyorum. Yargının siyasallaşması ve İslamlaşması, eğitimin ve toplumsal ahlakın İslamlaşması dokunulmazlık getiriyor inanç özgürlüğü adı altında. Örgütlenmiş kötülüğe -tarikatlardan bahsediyorum- müthiş alan açılıyor. Laikliğe değil, tarikatlara mesafeli olunmalı…”